21.05.13

Kısa kısa Helsinki notları…

İlk kez şehri böyle görüyorum. Hava 18-20 derece civarında ve gündüz güneşli. Gündüz demişken güneşin 23:45 gibi battığını da eklemem gerek sanırım. 

Erkeklerde parmak arası terlik, şort, t-shirt, kızlarda ise mini etek ve askılı elbiseler piyasaya çıkmış bile. Aslında bulutluyken hava bildiğin serin gibi. Ama pek aldırış eden yok.

Göl balığı ve somon çorbası yeni lezzet denemelerime dahil oldu. Marketten de taze çilek ve yaban mersini alıyorum. Tadı nefis.

İki sene önce aldığım toplu taşıma kartı halen doldurulabiliyor. Fiyatlar pek değişmemiş.

Şehirdeki soğuk, sıradan mimari şehrin üzerine çökmüş gibi resmen. Buna rağmen insanlar sokaklarda, parklarda. Kafeler dolu. Yeşil alanlara serpilmiş herkesler. Bu alanlarda dans ve canlı müzik olan yerler de var.

Yemek yine ortalama 20 Euro civarı…

yorum
Share/Save/Bookmark
11.05.13

Çok seviyorum bu şarkıyı. Garip ama henüz neredeyse hiç tanımadığım bir insanı hatırlatıyor bana. Ve daha da garip olanı sanki o insanın hassasiyetini hissediyor olmam. Onu kırmaktan, üzmekten sakınır bir tavrım varmış gibi geliyor. Hayat bize ne gösterecek henüz bilemiyorum. 

Uzaklardaki o güzel insana gitsin madem…

“…Bulutlar yüklü, ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret 
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet…”

yorum
Share/Save/Bookmark
Ve ufukta bir kez daha Helsinki… Sıkıcı, soğuk ve küçük olsa da seviyorum sanırım bu şehri. Bir diğer bir hafta daha birlikte olacağız bakalım… 11.05.13

Ve ufukta bir kez daha Helsinki… Sıkıcı, soğuk ve küçük olsa da seviyorum sanırım bu şehri. Bir diğer bir hafta daha birlikte olacağız bakalım…

yorum
Share/Save/Bookmark
We will rock you herhalde Queen’in en çok bilinen ve çalınan şarkılarından birisi. Onun adıyla Queen şarkılarının odağında kurgulanmış bir hikaye ile hazırlanan müzikal de şarkı gibi popüler.
İlk olarak İngiltere’ye gittiğimde Dominion’da biletini sormuştum ve gişedeki kadın en arka sıralardan epey pahalı bir fiyata yer olduğunu söylemişti. Bir gün izleyeceğim diye zihnime not etmiştim.
Queen’e olan sevgim daha orta okul yıllarımda başlamıştı. Aradan seneler geçti ve halen şu satırları yazarken arka planda çalmaya devam ediyorlar. Bana göre hemen her tarzda, her ruh haline göre onlarca enfes parçaya sahip nadir ve efsane gruplardan birisi Queen.
Ve bundan iki üç ay kadar önce bir arkadaşımın telefonuyla müzikalin bizim salonda sahne alacağı haberiyle biletleri almamız arasında sadece birkaç dakika geçmişti.
Dün gece geldi çattı ve gösteri akşam 9’da başladı. Açıkçası ilk 10-15 dakikalık bölümü sıkıcı diyebileceğim bir tempoda başlayıp “hayal kırıklığı mı acaba?” dedirtirken, sonradan sürekli artan bir tempo, dekor, kostüm ve vokal performanslarıyla “iyi ki gelmişim” dedirten bir gösteriye dönüştü.
Vokaller play-back mi yaptı yoksa canlı çalıp mı söylediler halen çözmüş değilim. İngilizce konuşmalar için sağda ve solda konulan ekranlarda alt yazılar vardı. Zaman zaman senkronizasyon problemleri yaşattı. Ama çok anlaşılmayacak derecede aksanlı bir İngilizce de konuşmuyorlar. Özetle kusursuza yakın bir performans izlediğimizi söyleyebilirim.
<—- DİKKAT, KISMİ SPOILER İÇERİR —->
Hikaye günümüzden 300 yıl sonra geçiyor. Dijital bir dünya yaratılmış ve Killer Queen ile zalim komutanının yönetimindeki Globalsoft Corporation tarafından hüküm sürülen sanal bir yaşam var.
Beyinleri yıkanan gençlik Ga Ga çocukları olarak adlandırılıyor. Hep benzer müzikleri dinleyenler, aynı kıyafetler, yaşam şekilleri ve düşünceler oluşturulmuş. Müzik enstümanları yok edilmiş, şarkı sözleri basitleştirilmiş ve tek tip bir yaşam yaratılmış.
Günün birinde Galileo Figaro adındaki bir genç, zihninin bir köşesinden çıkıp gelen unutulmuş şarkı sözlerini duymaya başlıyor. Bunlar ona ilham verip kendi müziğini yaratma yolunda harekete geçiriyor. Ama içinde bulunduğu dünya ona engel oluyor. Komutan Khashoggi tarafından yakalanarak hücreye kapatılıyor.
Orada tanıştığı Scaramouche ile birlikte kaçarak bir kehanetin peşinde gitmeye başlıyorlar. “Living rock” adındaki gizli bir yerde saklanan müzik enstrümanını bulmak adına yola çıkıyorlar. Bu yolda Globalsoft tarafından aforoz edilen Bohemian’lar ile karşılaşıp onlardan yardım alarak hayallerini kovalıyorlar.
</—- SPOILER SONU —->
Kalan kısmını anlatmayayım. Gidip bizzat izleyin. Ama çok fazla detay var diyebilirim. Güncel konulara ve ünlü isimlere göndermeler nefis. Bunların arasında Ozzy Osbourne’un Justin Bieber hakkındaki demeci, pop müziğin etkileri, Britney Spears, Elvis Presley, bazı popüler şarkılar ve şarkı sözleri gibi onlarcasını satır aralarından çıkarabilirsiniz. Artık o kısımlardan ne kadar keyif alacağınız da müzik geçmişinize ve gündemi ne derece takip ettiğinize bağlı diyeyim.
Sözün özü, başı sıkıcı olsa da sonrası nefis geçen bir müzikal. Bilet fiyatları biraz pahalıca. Onun dışında tüylerinizi diken diken eden bölümler ve “keşke Queen’i canlı izleme şansım olsaydı” dedirtecek anlarla ve 30’a yakın Queen şarkısıyla dolu 3 saate yakın keyifli bir performans olmuş. 04.05.13

We will rock you herhalde Queen’in en çok bilinen ve çalınan şarkılarından birisi. Onun adıyla Queen şarkılarının odağında kurgulanmış bir hikaye ile hazırlanan müzikal de şarkı gibi popüler.

İlk olarak İngiltere’ye gittiğimde Dominion’da biletini sormuştum ve gişedeki kadın en arka sıralardan epey pahalı bir fiyata yer olduğunu söylemişti. Bir gün izleyeceğim diye zihnime not etmiştim.

Queen’e olan sevgim daha orta okul yıllarımda başlamıştı. Aradan seneler geçti ve halen şu satırları yazarken arka planda çalmaya devam ediyorlar. Bana göre hemen her tarzda, her ruh haline göre onlarca enfes parçaya sahip nadir ve efsane gruplardan birisi Queen.

Ve bundan iki üç ay kadar önce bir arkadaşımın telefonuyla müzikalin bizim salonda sahne alacağı haberiyle biletleri almamız arasında sadece birkaç dakika geçmişti.

Dün gece geldi çattı ve gösteri akşam 9’da başladı. Açıkçası ilk 10-15 dakikalık bölümü sıkıcı diyebileceğim bir tempoda başlayıp “hayal kırıklığı mı acaba?” dedirtirken, sonradan sürekli artan bir tempo, dekor, kostüm ve vokal performanslarıyla “iyi ki gelmişim” dedirten bir gösteriye dönüştü.

Vokaller play-back mi yaptı yoksa canlı çalıp mı söylediler halen çözmüş değilim. İngilizce konuşmalar için sağda ve solda konulan ekranlarda alt yazılar vardı. Zaman zaman senkronizasyon problemleri yaşattı. Ama çok anlaşılmayacak derecede aksanlı bir İngilizce de konuşmuyorlar. Özetle kusursuza yakın bir performans izlediğimizi söyleyebilirim.

<—- DİKKAT, KISMİ SPOILER İÇERİR —->

Hikaye günümüzden 300 yıl sonra geçiyor. Dijital bir dünya yaratılmış ve Killer Queen ile zalim komutanının yönetimindeki Globalsoft Corporation tarafından hüküm sürülen sanal bir yaşam var.

Beyinleri yıkanan gençlik Ga Ga çocukları olarak adlandırılıyor. Hep benzer müzikleri dinleyenler, aynı kıyafetler, yaşam şekilleri ve düşünceler oluşturulmuş. Müzik enstümanları yok edilmiş, şarkı sözleri basitleştirilmiş ve tek tip bir yaşam yaratılmış.

Günün birinde Galileo Figaro adındaki bir genç, zihninin bir köşesinden çıkıp gelen unutulmuş şarkı sözlerini duymaya başlıyor. Bunlar ona ilham verip kendi müziğini yaratma yolunda harekete geçiriyor. Ama içinde bulunduğu dünya ona engel oluyor. Komutan Khashoggi tarafından yakalanarak hücreye kapatılıyor.

Orada tanıştığı Scaramouche ile birlikte kaçarak bir kehanetin peşinde gitmeye başlıyorlar. “Living rock” adındaki gizli bir yerde saklanan müzik enstrümanını bulmak adına yola çıkıyorlar. Bu yolda Globalsoft tarafından aforoz edilen Bohemian’lar ile karşılaşıp onlardan yardım alarak hayallerini kovalıyorlar.

</—- SPOILER SONU —->

Kalan kısmını anlatmayayım. Gidip bizzat izleyin. Ama çok fazla detay var diyebilirim. Güncel konulara ve ünlü isimlere göndermeler nefis. Bunların arasında Ozzy Osbourne’un Justin Bieber hakkındaki demeci, pop müziğin etkileri, Britney Spears, Elvis Presley, bazı popüler şarkılar ve şarkı sözleri gibi onlarcasını satır aralarından çıkarabilirsiniz. Artık o kısımlardan ne kadar keyif alacağınız da müzik geçmişinize ve gündemi ne derece takip ettiğinize bağlı diyeyim.

Sözün özü, başı sıkıcı olsa da sonrası nefis geçen bir müzikal. Bilet fiyatları biraz pahalıca. Onun dışında tüylerinizi diken diken eden bölümler ve “keşke Queen’i canlı izleme şansım olsaydı” dedirtecek anlarla ve 30’a yakın Queen şarkısıyla dolu 3 saate yakın keyifli bir performans olmuş.

yorum
Share/Save/Bookmark
Çin ve Hong Kong&#8217;da iki ayrı seferde geçirdiğim toplam 40-45&#160;günlük maceralarımda en sevdiğim yemeklerin başındaydı noodle. Son bir iki senede artış gösterse de oradaki çeşitliliği halen İstanbul&#8217;da yakalamış değiliz elbet. Yumurtalısı, kepeklisi, saydamı, pirinçlisi, hamurlusu vs diye uzayıp giden onlarca çeşit var oralarda. 
Erişte aslında. Bildiğin erişte. Ama noodle dediğimizde daha havalı oluyor :p Yok yok öyle değil. Aslında o çeşitliliği görünce sadece &#8220;erişte&#8221; diyerek kısıtlamamak gerektiğini düşünüyorum. Bol baharatlı, buharda pişen, tuzsuz, şekersiz ve çoğu zaman soya yağı ile yapılan yemeklerin arasında kurtarıcı gibiydi bana. Çin mutfağıyla olan imtihanım epey maceralıydı o günlerde :)
İstanbul&#8217;a yeni gelen Wok &amp; Walk ile tanışmamız ise Bağdat Caddesi&#8217;nde yürürken &#8220;haydi girelim&#8221; dememizle başladı. Önceki emsallerine göre daha taze malzeme, lezzetli ve çeşitlendirilmiş bir yemek yelpazesine sahipler. Her ne kadar sushi ile Çin mutfağının bir arada bulunmasına karşı olsam da yediklerimden hep memnun kaldım. 
Fiyat ise ne yediğinize bağlı ama ortalama 20 lira (Mayıs 2013) civarında. 
Deneyin, pişman olmazsınız. 01.05.13

Çin ve Hong Kong’da iki ayrı seferde geçirdiğim toplam 40-45 günlük maceralarımda en sevdiğim yemeklerin başındaydı noodle. Son bir iki senede artış gösterse de oradaki çeşitliliği halen İstanbul’da yakalamış değiliz elbet. Yumurtalısı, kepeklisi, saydamı, pirinçlisi, hamurlusu vs diye uzayıp giden onlarca çeşit var oralarda. 

Erişte aslında. Bildiğin erişte. Ama noodle dediğimizde daha havalı oluyor :p Yok yok öyle değil. Aslında o çeşitliliği görünce sadece “erişte” diyerek kısıtlamamak gerektiğini düşünüyorum. Bol baharatlı, buharda pişen, tuzsuz, şekersiz ve çoğu zaman soya yağı ile yapılan yemeklerin arasında kurtarıcı gibiydi bana. Çin mutfağıyla olan imtihanım epey maceralıydı o günlerde :)

İstanbul’a yeni gelen Wok & Walk ile tanışmamız ise Bağdat Caddesi’nde yürürken “haydi girelim” dememizle başladı. Önceki emsallerine göre daha taze malzeme, lezzetli ve çeşitlendirilmiş bir yemek yelpazesine sahipler. Her ne kadar sushi ile Çin mutfağının bir arada bulunmasına karşı olsam da yediklerimden hep memnun kaldım. 

Fiyat ise ne yediğinize bağlı ama ortalama 20 lira (Mayıs 2013) civarında. 

Deneyin, pişman olmazsınız.

yorum
Share/Save/Bookmark
15.04.13

Bu da ona gitsin…

yorum
Share/Save/Bookmark
Bir kalemle bir kalemde iki kelamı çizip sonraki sayfaya geçmek&#8230; Bir sonraki sayfa ise boş. Koca kitapta hikaye henüz yazılmamış. 11.04.13

Bir kalemle bir kalemde iki kelamı çizip sonraki sayfaya geçmek… Bir sonraki sayfa ise boş. Koca kitapta hikaye henüz yazılmamış.

yorum
Share/Save/Bookmark
Yine sana geliyorum. Güneşli günler ver bana! 08.04.13

Yine sana geliyorum. Güneşli günler ver bana!

yorum
Share/Save/Bookmark
05.04.13

Dirk Kuyt!

yorum
Share/Save/Bookmark
Fenerbahçe Parkı ve papatyaları 30.03.13

Fenerbahçe Parkı ve papatyaları

yorum
Share/Save/Bookmark

  Sayfa 1 / 78