Bu satırları daha Temmuz ayında bir foruma yazmışım. Bloga da not düşeyim. Aylar sonra halen aynı görüşte olmak güzel. Ve de benim gibi düşünen milyonlarcası olduğunu bilmek…
“… içerideki her kişiye dair söylenen yazılan çizilen hiçbir şeye an itibariyle inanmıyorum. Daha önce de dediğim gibi her şey ortaya çıktığında yine konuşalım ve diyeyim ki “Fenerbahçe şike yaptı” veya A.Y. böyle rezaletlere imza atmış yazıklar olsun…
Ben ve etrafımda gözlemlediğim Fenerbahçelilerdeki genel düşünce, bu süreç içerisinde yapılanların vicdansızca ve tek taraflı olduğu yönünde. Ordu mensupları, polisin bazı mevkilerinde önemli görevi olanlar, bazı kitapları yazanlar ve daha nicesi hepsinde süreç aynı oldu. İddialar, basın üzerinden kopan fırtına, gözaltı süreçleri, hastaneye gidenler gitmeyenler, tutuklu yargılananlar, sürecin uzadıkça uzaması, bu esnada gazetelerde tek elden çıkmış “işte deliller” tarzı yazılar ve içeri tıkılan insanlar… Bu durum Fenerbahçe mevzusundan öte ülke adına beni çok rahatsız ediyor. Mesela işim gereği Türk Telekom çalışanlarıyla muhattap oluyorum her gün. Ve bize eğitime gelen kitlenin özellikle son bir iki sene içerisinde nasıl bir hızla ve ne yönde değiştiğini görmek bile beni ürkütüyor. Ailemde hacı olan, beş vakit namaz kılanlar varken bu adamların kasıtlı olarak telefonu “selamın aleyküm” diye açması ve buyrun dediğinizde imalı bir dille yeniden “selamın aleyküm” demesi bile rahatsız eder oldu. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanı dininden bile soğutuyorlar.
Ülkenin temelindeki şeylerde usulsüzlükler çerçevesinde dinamiti koyup kendi istedikleri şekle getirmek adına işlettikleri bir süreç var ve buna tepki veriyoruz.”
