Yine uzunca bir süre yazmamışım. Bu aralar oldukça yoğun yaşandı benim adıma. Kısa kısa geçeyim…
Süper bir tatil yaptım ve kafayı sıfırladım. Özeti şu; “uyan, kahvaltı et, denize git, öğle yemeği ye, denize git, akşam yemeği ye, şovları izle, uyu, başa dön”
Marmaris ve civarını çok güzelmiş. Belki de memleketin en güzel sahil şeritleri buralarda.
Kaldığım otel ve denizi de kusursuz ötesiydi. Hatta otelin yalnız seyahat eden ziyaretçileri için otelde sıkılmamaları adına görevlileri bile var. Bunlar bu tarzdaki insanları bir araya getirip gruplar oluşturarak tek başlarına kalmamalarına yardımcı oluyorlar. Süper düşünce, takdir ettim. Kısmen çöpçatanlık bile var işin içinde hatta :) … Ama o kadar çok dinlenmeye ihtiyacım vardı ki, bu hizmetin yanına bile yaklaşmadan sadece yattım, yüzdüm, yedim, yattım, yüzdüm, yine yüzdüm, yine yattım vs vs…
Akraba ötesi kadar yakın, çok sevdiğim insanları görme fırsatım da oldu. Çocukluk hatıralarımın başrol oyuncularından iki insanla mutlu dakikalar yaşandı. Özlemişim.
Yattığım dönemlerde Olasılıksız’ı okudum. Güzel ve akıcı buldum. Ama abarta abarta önerdikleri kadar “süper, dehşet ötesi” veya “muhteşem” gibi bilimum sıfata layık görmedim. Bunu da radikal yorum yazmış olmak için yapmadım… Olasılıksız’dan çok daha sürükleyici kitaplar var. Grange veya şimdilerde işi iyice ticari kazanca vurmaya başlasa da Dan Brown çok daha başarılı bir akıcılığa sahip. Yine de güzel kitap. Sıkmaz, okuyun.
Memleketin güneyinde Ekim ayına kadar yaz devam ediyor. Hava bunaltmıyor ama sıcak. Önümüzdeki seneye aklınızda olsun. Hatta Eylül’den itibaren fiyatlar aşırı derecede daha düşük. Tatil planında bütçe hesabına girenlere duyurulur.